Sait Demir

Sait Demir


Benjamin Libet'in Özgür İrade Deneyi

09 Temmuz 2020 - 09:14

1980'lerde California Üniveristesi'nde Fizyoloji Profesörü olan Benjamin Libet, özgür iradeye yönelik deneyler yapmış ve bu deneyler birçok kişinin özgür iradenin olup olmadığına yönelik septik bakış açısına sahip olmasına neden olmuştur. Bu deneylerden çıkan sonuç; bizim kararlarımızı alırken, henüz almadan önce beynimizde zaten verildiği şeklinde sonuçlar ima ediyordu. Libet, yaptığı deneylerden çıkan sonuca bakarak, özgür iradenin olmadığını söyleyemediğini bu deneyden özgür iradenin olmadığı sonucuna varılamayacağını söylemesine karşın, birçok insan Libet'in deneyine dayanarak özgür iradenin olmadığı sonucuna varmıştır. Peki bu şekilde yorumlayanlar gerçekten doğru mu yorumlamıştır? Deneyi inceleyerek, bu deneyin sonucundan özgür olmadığımızın çıkıp çıkmayacağını araştıracağız.

Libet, birtakım denekler belirleyip beyin aktivitesinin sinyallerini ölçmesi için başlarına EEG (elektroansefalogram) cihazı yerleştirmiştir. Deneklerin bileklerine ise kas hareketlerini ölçmesi için EMG (elektromiyografi) cihazı takmıştır. Ölçülen hareketleri anında kağıda grafik şeklinde sunar. Öyle hasas bir cihaz ki milisaniyede oluşan hareketi bile tespit eder. (1ms=1/1000s yani saniyenin binde biri kadardır.) Bütün bunlar sağlandıktan sonra 360 derecelik dönüşü iki saniyede tamamlayacak hızda dönen saate odaklanıp, istedikleri bir noktada parmaklarını kaldırmaları istenmiştir. Bu eylem gerçekleşince ortaya zorunlu olarak iki durum çıkıyor: ilki deneğin parmağını kaldırmaya karar aldığı an, ikincisi parmağını fiziksel olarak kaldırdığı an.

Son aşama olarak EEG cihaz verileri ile EMG cihaz verileri değerlendirilip incelenmiş. Çıkan sonuç deneğin parmağını kaldırma kararı aldığı an ile parmağını fiziksel olarak kaldırması arasındaki sürenin 200ms (mili saniye) olmasıdır. Bunda yadırganacak bir şey yok. Hücrelerin harekete geçmesi az da olsa tabiki süre gerektirir. Asıl önemli olan kısım, denek parmağını kaldırmaya karar vermeden 550ms önce beyinde elektriksel hareketin tespit edilmesidir. Bu elektriksel hareketin sebebi bilinmiyor fakat bazıları tarafından bu elektriklenme kararlarımızın önceden verilişinin sebebi olarak yorumlanmış olup özgür iradeyi reddetmelerine sebep olmuştur. Bu şekilde yorumlayanlar doğal olarak özgür iradenin olmadığını düşüneceklerdir.

Benjamin Libet'in bu araştırması sansasyonel bir etki yaratmıştı ve çok popüler hale gelmişti fakat bu araştırmayı yanlışlayan başka bir araştırma aynı şekilde popüler olup bilinmediğinden çoğu kişi hâlâ Benjamin Libet'in araştırmasına dayanarak, özgür iradeyi reddetmiş bulunuyor.

2007 yılında Libet deneyini yanlışlayan bir araştırma yapılmış. Bu araştırmanın yöntemi Libet'in yöntemine çok benzese de asıl benzer olmayan şey sonuçtur. Birtakım denekler ekran karşısına alınmış ve kendilerinden, ekranda çıkan her farklı simgeyi gördüklerinde düğmeye basmaları istenmiştir. Burda da aynı beyin aktivitesi ölçülmüştür. Yani denekler düğmeye basmadan hemen önce beyinlerinde yüksek bir elektriklenme ölçülmüştür. Enteresan olan şey, denekler ekranda çıkacak simgeyi görmeden önce bile aynı elektriklenmenin var olmasıdır. Bundan şu sonuç çıkıyor; insan karar vereceğini kesin olarak bildiğinde elektriklenme olabilir ve bu elektriklenmenin nedeni beyindeki mekanizmaların  biçimsel bir özelliğidir. Yine bundan özgür olmadığımızı düşünmeyi gerektirecek bir şey yoktur. Ayrıca bu deneylerin koşullarına baktığımızda deneklerden zorunlu bir şekilde seçim yapmaları istenmiştir ve bu seçimin kısa sürede gerçekleşecek bir şey olduğu aşikârdır. Dolayısıyla bu bile "özgür irade" kavramına zıttır çünkü özgür irade seçimde zorunlu olmamayı teşkil eder. Bundan yola çıkarak çevrenin bizi hiç etkilemediğini, kararlarımızı alırken tamamen her şeyden arınmış şekilde bağımsız olduğumuzu söylemiyorum ancak insanın fıtratında seçim yapma ve yapmama özelliğinin olduğunu söylüyorum. Bunun sayesinde biz, bütün hayvanlardan farklı olabiliyoruz. Aksi taktirde kendimizi diğer hiçbir hayvandan farklı tutmamız söz konusu olamazdı. Örneğin; Bonoma Maymunlarında aile içi ilişkiler serbesttir. Bizim bu hayvan türünden farkımız olmadığını idda etmek demek aslında bu eylemlerin meşru olduğu yönünde akla gelebilcek hiçbir çirkiniş yoktur ki bizim için meşru olmasın. Aksi halde evrimsel olarak insanı diğer türlerlerden farklı konuma yerleştirmek mümkün olmazdı. Üstünlüğün belirtisi neden saatte 360 km koşan çıta değil de insan olsun, neden derisi dış müdahalelere çok dayanıklı ayılar değil de insan olsun ya da neden çevresini insandan daha etraflı gören kuş türleri değil de insan olsun gibi sorular devam eder. 

Felsefede uzun bir tarihi işgal eden bu konu aslında iki kavram etrafında dönüp duruyordu:
Bunlardan birincisi determinizm (belirlenimcilik), ikincisi ise otodetermenizim (özbelirlenimcilik) olarak bilinir. Determenizm yani katı bir belirlenimciliği benimseyen görüş, insanları bütün sorumluluktan kurtarıyor. Buna göre evren bir makinaya benzer, insan da bu makinanın parçasıdır ve elinde olmayan bütün süreçlere tabidir.
Otodetermenizm ise tam zıttıdır bu görüşün savunucularından bir tanesi de Jean Paulo Sarte' dir. Bu görüşe göre insan kendi özünü bilinçlendirmekle sonradan kazanır yani insan bilinci oranında özgürdür. İnsanın yapısal olarak özgür olduğu kabul edilir fakat ne kadar özgür olacağı ise tartışılır. Bunun kriteri de bilinçtir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum