Sait Demir

Sait Demir


Eğitim Bizi Teğet Geçti

23 Ağustos 2020 - 10:22

Eğitim Bizi Teğet Geçti

Sosyal bilimlerin etkili ve değerli bilim dallarından biri olan "Sosyoloji" için kritik düşünmek...

Son zamanlarda hatta şu an bile "Sosyoloji Bölümü" öğrencileri arasında devam etmekte olan bir tartışma var. Bu tartışma ekseri olarak şu şekildedir: "Sosyoloji açıktan mı okunur yoksa örgün olarak mı okunur?" 

Bir konuya, bilimsel olarak yaklaşmanın farklı yöntemleri vardır. Ancak yaklaşım yöntemi gerçeğe uygunluk bakımından olabildiğince nesnel ve objektif olmalıdır. Böyle bir nesnellik sağlandığında, her iki tarafın haklı yönlerini tespit etmekle beraber ikisinin haklı olmadığı yönleri tespit etmek de mümkün olur. Bu konuyu yazmamın sebebi; twitter üzerinden açılan "sosyolojiaöfkapatılsın", "sosyolojiörgünokunur", "sosyolojiaçıkögretimdeolmaz" şeklindeki hashtagler oldu. İnanamıyorum! Sayfam bu tür paylaşımlarla dolup taşıyordu ve ben bu paylaşımları okudukça şaşırarak üzülüyordum. Sosyolog adayı olan kişiler, nasıl olurda böylesine basit bir durumu bu kadar yanlış yorumlayabildiler, düşünmeden edemedim. Böylesine bir problemi değerlendirmek, parçacı mantık kullanarak bazı kurumları suçlayıp kötülemekle ya da bazı kurumları yüceltmekle olmaz. Bu sorunu anlayıp çözümlemek için Türkiye'nin eğitim sisteminin bir bütün olarak ne kadar başarılı veya ne kadar başarısız olduğuna bakıp, bilmeyi gerektirir. Zira; bu sorunun kökü burada yatmaktadır.

Türkiye'nin eğitim sistemine global şekilde baktığımızda veriler, başarılı bir eğitim sisteminin olmadığını gösteriyor.
Dünya Ekonomik Forumu(WEF)'nun 2018 yılı verilerine göre Türkiye 137 ülkenin puanlandığı "Eğitim Kalitesi 2018" raporunda yalnızca 38 ülkenin önüne geçip 99. sırada yer aldı. Bu veri bize, Türkiye'nin genel olarak eğitim sisteminin kötü olduğunu gösterir; ama görülen o ki herkes için göstermiyor.

"Sosyoloji örgün mü okunur, uzaktan mı okunur?" sorusuna cevap vermekten ziyade durum değerlendirmesi yapmak gerekir. Ben de bu durum degerlendirmesini "Fırsat Eşitliğinin Bulunmaması Sorunu" başlığı altında yapacağım:

Fırsat Eşitliğinin Bulunmaması Sorunu

Şunu kesin olarak biliyoruz ki;
hangi sistemle yönetilirsek yönetilelim, eşit şart ve imkanlara sahip olamayacağımızı biliyoruz. Bu sistem ister demokrasi olsun ister teokrasi olsun her ne olursa olsun fırsat eşitliğini sağlayamaz. Tarihte böyle bir örneğe rastlanamaz. Ütopik olsa da bir an böyle bir şeyin sağlandığını düşündüğümüzde bile münferit durumlar söz konusudur. Bunlardan bir kaç örnek vermek gerekirse; yürüme yetersizliğine sahip olan kişileri örnek verebilirim (ben buna yetersizlik diyorum ama toplumun genelinde buna engel derler. Bu tamamen yanlış ve karşı tarafın duygularını zedeler). İnsan olarak doğan her bireyin eşit derecede sağlıklı olmadığını  biliyoruz. Dahası sonradan trafik kazası, iş kazası sonucu ne yazık ki bedensel yeterliliğini kaybedenler oluyor. Bundan kendimize unutulmaması gereken "hepimiz yetersizlik adayıyız" dersini alabiliriz. Burda söz konusu örnekler üzerinden gitmek gerekir diye düşünüyorum. Onun için hayali bir örnek vermek istiyorum.

(Örnek 1)
Sağlıklı bir kişinin sorunsuz bir şekilde liseyi bitirdiğini düşünelim. Bununla beraber bu kişinin hayali çok iyi bir sosyoloji eğitimi alıp, iyi bir sosyolog olmak istemesi olsun. Pekala bu kişinin sonraki zamanlarında (henüz üniversiteye başlamadan) trafik kazası geçirip, ardından yürüyemez hale geldiğinde siz sosyolog adayları "Sosyoloji Açık Öğretim kapansın" şeklindeki sloganınızla bu kişiyi nasıl etkileyeceğinizi bilmiyor musunuz ? 

(Örnek 2)
Diyelim ki yoğun bir şekilde çalışıyorsunuz. Bu çalışma temponuz günde en az 8 saate yayılmış ve mecburi olarak çalışıp geçiminizi sağlamak zorundasınız. Çünkü maddi durumunuz kötü. Bu şartlarda her ne kadar zor olsa da siz hayaliniz olan Sosyolojiyi okumak istiyorsunuz. Bu durumda aynı mesleği paylaşmayı umduğunuz meslektaşlarınızın bir kısmı, sizin biricik şansınız olan uzaktan eğitimin değişik sloganlarla kapatılmasını talep ediyor. Bu ne iştir? Burada, sosyoloji çok basit bir alandır, evde de okunur üniversite de okunur deyip basite indirgemeye çalışmıyorum asla. Aksine, Sosyolojinin ne kadar kompleks bir yapıda olduğunu bilmekle beraber, çok değer verdiğim bir bilim dalı olduğunu ifade etmek isterim. Diğer bilimlerde de olduğu gibi kendine münhasır zorlukları vardır; fakat aşılmaz değildir. Aşılamayan şey yalnızca kalıplaşmış düşüncelerimizdir. Bırakın da bu zorluklarla Sosyolojiyi uzaktan seçenler uğraşsın. 

Nitelikli Sosyolog yetişmiyorsa bunun sebebi eğitimin payının bir kişinin potansiyel payından daha yüksek olması denebilir. Eğitim kalitesi arttıkça, bir ülkenin bütün eğitim kurumlarının eğitim kalitesi de artar (istisnalar hariç). Bir kişi çıkıp "eğitim kalitesi arttıkça, uzaktan egitimin kalitesi de azalır ya da aynı kalır" derse bu kabul edilir bir şey olur mu ? Git işine! derler adama. Biz ancak bütünü gördüğümüzde, bütünün parçası hakkında sağlıklı yorum yapabiliriz. Yoksa ipekle yapılmış elbisenin, pamukla yapılmış elbiseden daha iyi oldugunu her eşek bilir!

YORUMLAR

  • 0 Yorum