Mustafa Özmen

Mustafa Özmen


DİN VE BİLGİ İLİŞKİSİ

27 Ocak 2021 - 18:11

Din, insanoğlunun yaratılışından bu yana bireylerin hayatındaki en nüfuzlu kurumlar arasındadır. Dolayısıyla sosyoloji ile doğrudan ilgilidir. Çünkü geçmişe yani dinin tarihine baktığımız zaman, dini kavramların birbiri ile ilişkili ya da birbirinden bağımsız farklı kültürlerde, topluluklarda ya da bireylerde farklı formlara sahip olduğu ve çeşitli dönemlerin dini, dine inanan kişilerin onu coğrafi ve kültürel değerlere göre yeniden oluşturmaya ve yaşamış olduğu toplum ile özdeşleştirmeye çalıştıklarını görürüz. Din başlı başına bir bilgi serüvenidir. Din bilgisinin özünde daha çok Tanrı gibi sezgisel ve metafiziksel kavramlar yer almasından dolayı insanların din üzerinden edindiği bilgiler ciddi kaynaklara dayanmaktadır. Örneğin, Hıristiyanlık dinine inanan insanların bilgi kaynağı İncil iken İslam dinine inanan insanların bilgi kaynağı Kuran-ı Kerimdir. Bu diğer inançlara baktığımızda da farklılıklar göstermektedir. Geçmişten günümüze çoğu insan bu şekilde edindiği bilgiler ile hayatı anlamlandırmaya çalışmaktadır. “Zamanla da din sadece kendi dışındaki bazı alanları doldurmakla kalmamış, bizzat insan zihnini yönlendirmeye çalışmıştır.”(Aydın 2013) Hatta bazı insanlar dinlerin hemen hemen her şeye cevaplar sunabileceğine, dinlerin sahip olmamız gereken tek bilgi haritası olduğuna inanmaktadırlar. İnsanlığın varoluşundan daha yakın bir tarihe gelirsek. 19.yy’da sosyolojinin kurucusu sayılan Auguste Comte’un ortaya attığı pozitivizm kavramı ilk olarak dine tepki olarak çıkmıştır. “Akıl, deney ve gözlem bizi ancak gerçek bilgiye ulaştırır. Bu düşünceden dolayı Comte din ile kısmen ters düşmektedir. Çünkü Comte’un savunduğu şey deney ve gözlemdir. Comte, Tanrı’yı kabul eder fakat Tanrı’nın yaratıp bıraktığını, insanların toplum içerisinde yaptığı tüm işlevlerinde yalnızca akıllarıyla yol bulacağını savunur. Comte’un bu düşüncesinin amacı insan tarafından algılanbilen ya da deneyle ispatlanabilen kısacası her şeyi bilimle açıklanabilen doğruları ortaya çıkarmaktır.
İnsanlar bilimin çok normal olarak kabul ettiği herhangi bir nesneye çok ciddi anlamlar yükleyebilir hatta onu kutsallaştırabilmektedirler. Bir din üzerinden bunu konuşmmız gerekirse İslam dinine inanan müslümanlar için çok ciddi önem arzeden nesneler vardır. Örneğin; Müslümanların çok önem verdiği ve kıble olarak kabul ettikleri Kabe’nin güney doğu köşesinde bulunan Hacerü'l-Esved taşı müslümanlar için çok değerlidir.  Öyle ki Mekke halkı bu taşı Hz Muhammed’in peygamberlik zamanından önce de derin bir saygı göstermekteydi. Ancak Hacerü'l-Esved taşının bilimsel olarak incelenmesi durumunda ulaşılacak sonuç diğer taşlardan çok farklı olmadığıdır. Bilim Hacerü'l-Esved taşını sıradan bir taş olarak kabul ederken, müslümanlar içinse durum farklıdır. Hatta bir kısım müslümanlar bu taşın cennetten geldiğine inanmakta ve bu taşa derin bir saygı atfetmektedirler. Bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki bilgi ve din arasındaki ilişki insanların bakış açıları arasında bir fark ortaya koymaktadır. Çünkü insanların çoğu, hayatını inandıkları dinin kendilerine öğrettikleri bilgiler üzerine şekillendirmektedir.

YORUMLAR

  • 5 Yorum
  • Mustafa Özmen
    7 ay önce
    Kıymetli okurlarım Karl Marx, Emile Durkheim, Rudolf Otto ve Auguste Comte. Değerli yorumlarınız için hepinize teşekkür ederim. Hepinizin kendi düşüncesinde haklılık payı vardır. Yazı içerisinde de bahsettiğim gibi önemli bir kurum olan din üzerinden tartışmaktayız ve hepiniz fikrinizi söylemekte özgürsünüz elbette. Bilim ve sosyoloji adına yapmış olduğumuz çalışmalar gün be gün artmakta ve devam etmektedir. Sizin bize bırakmış olduğunuz yegane servet olan sosyolojiyi bizler sizi referans ederek geliştirme amacındayız. Hepinize tekrar teşekkür edip saygılarımı sunuyorum. Nur içinde yatın.
  • Auguste Comte
    7 ay önce
    Durkheim de saçmalamış bu çağda olsa olsa evrensel bir insanlık dini olur, o da pozitivizmin ışığında.
  • Rudolf OTTO
    7 ay önce
    " Din, kutsalın tecrübesidir. " Emile haklı ???? Marx yanılıyor ????
  • Emile Durkheim
    7 ay önce
    Din toplumu bir arada tutan kolektif bir ahlaktır. Marx saçmalamış.
  • Karl Marx
    7 ay önce
    Din halkların afyonudur, sen ne anlatıyon.