Muhammet Reşat Demir

Muhammet Reşat Demir


ERKEĞE YÖNELİK ŞİDDET!!!

08 Ekim 2021 - 11:23

Sevgili okurlarım bugün sizlere herkesin kulak ardı ettiği önemli bir konuyla tartışmak istiyorum. Bu konu “Erkeğe Yönelik Şiddet”. Erkeğe şiddet her ne kadar önemli bir problem olsada insanların kalıplaşmış yargılarından dolayı yabana atılmış bir sorundur. Dünyada sadece kadınlar yaşıyormuş gibi erkeği yok sayan, varsa yoksa kadın hakları, kadına şiddet haberleri, kadın sığınma evlerinin artırılması filan gibi sürekli kadını korumaya yönelik uygulamalar içeren bir ahır zaman da yaşamaktayız. Yani şiddetin cinsiyetimi olur diyeceğim şimdi kadın okuyucularım lütfen alınmasınlar. Şiddet her cins insan için, hatta her canlı için şiddet değil midir? Neden sadece kadına uygulanınca bütün toplum ayağa kalkıyor. Bu ülkede Erkeğe şiddet yok mu? Her gün dayak yiyen, gasp edilen, öldürülen bir sürü erkek var, ama nedense hiç birisi bir kadına şiddet gibi algılanmıyor, tepki almıyor, hiç birisi haberlerde bugün bir erkeğe şiddet uygulandı şeklinde haber yapılmıyor. Şimdi bu satırları okuyan okuyucularım kadının erkekten daha güçsüz, korunması gereken bir varlık, Allah’ın erkeğe bir emaneti olduğunu söyleyecekler, evet buna kesinlikle bende katılıyorum. O zaman kadın ve erkek eşitliği diyerek kadını her erkek işine sokmaya çalışan, kadının erkeklerle aynı haklara sahip olmaları gerektiğini savunan ve miras tan tutunda iş hayatına kadar her şartta kadını erkeklerle eşit haklar tanıyan kesime nasıl anlatacağız bunu.
Kadın her şartta erkeklerle eşittir ama bazı şartlarda eşit değil üstündür gibi bir adaletsiz sonuç çıkmıyor mu ortaya. Zaten adaletin olmadığı, ismi adalet olup her türlü adaletsiz hükmün verildiği iğrenç bir zaman dilimindeyiz. Neyi kime anlatıyorsun ki? Dediğinizi hissediyorum. Ben bana düşen vazifeyi yapmak amacındayım. Kime duyurabilirsem benim için kârdır ayrıca kadınların da bu olayı nasıl istismar ettiğini görüyoruz.
Bu olayın bir de psikolojik taciz tarafı var;
Yani fiziksel değil ama psikolojik şiddet de şu anda toplumumuz da baya yer almakta. Bunu görsel taciz olarak da nitelendirebiliriz. Nedense sapıklığı sadece erkeklere mahsus bir hal olarak bilinçaltlarımıza soktular. Kadının sapıklığı ile ilgili bir hiç haber duydunuz mu siz? Ben pek hatırlamıyorum. Yani “sapık bir kadın erkeğe tacizde bulundu” Ya da “caddede takip etti.” Ve yahut çok affedersiniz teşhircilik yaptı diye bir haberle karşılaşmadım. Yani bir erkek yine çok affedersiniz Bir tayt giyse ve caddeye çıksa her yeri belli oluyor diye kadınların hepsi tepki gösterip onu sapıklıkla damgalamazlar mı? Evet bu gayet bir doğal tepkidir hatta. Peki şimdi tayt giymek en hafifleri kaldı, sokaklardaki kadınlar, erkekleri sürekli vücutlarını göstererek taciz etmiyorlar mı? Dizilerle sosyal medyalarla aşırı açık giyinmeyi artık toplumumuz normal saymaya başladı. Mini etek ya da tayt giyerek derin dekolteleri ile erkekleri taciz etmiş olmuyorlar mı? Psikolojik şiddet uygulamıyorlar mı? Buna kadını sapıklığı diyebilir miyiz? Bu cevabı size bırakıyorum. Bu durumu özgürlük gibi kelimelerle nasıl hafife alabiliyoruz.
Ayrıca bu istismarın bir de daha ileri boyutu var;
Taciz edildim iftirası atarak nice insanın suçsuz yere mağdur edildiğini yaptığım araştırmalardan öğrenmiş bulunuyorum. Trajikomik bir adalet anlayışımız var hep kürsülerden şunu duyduk yıllarca değil mi?  “İddia eden iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.” Yani birisine bir suç isnat ediyorsanız bunu ispat ediniz demektir bir anlamda.
Peki uygulama öylemi HAYIR tabikî bunun tam tersi;
“Ben iddia ediyorum sen aksini ispatla” bir başka deyişle “ben iftira atabilirim sen suçsuzluğunu ispat et” gibi tamamen saçma ve büyük mağduriyet doğuran bir adalet yasamız var ve bu saçma uygulama sadece bana mı saçma geliyor anlamış değilim. Bunca devlet adamı, bunca hâkim, savcı, hsyk, ya da adını bilemediğim yöneticiler, kanun yazıcılar, bu saçma uygulamanın ne kadar adaletsiz olduğunu görmüyor ve bilmiyorlar mı? İnanın şaşmış durumdayım.
Bir de kadın haklarını adaletsizce ayyuka (çok yükseltmek) çıkarmayı hedefleyerek aile yapısını bozmayı amaçlayan İstanbul sözleşmesi var. Tabiki bunu büyük hevesle imzalayarak mecliste kabul eden nadir ülkelerden biriyiz. Bu sözleşmede kadın hakları adaletsiz bir biçimde üste çıkarılmıştır. Avrupa’nın ve Amerika’nın aile yapısının bozukluğu ile ilgili almaya çalıştığı tedbirler, tam tersine bu anlaşma ile bizim gibi ülkelere dayatılarak güya adalet ve kadın hakları anlamında bir işlem yapıldığını gösterilmeye çalışılmıştır. Avrupa’ya yaranmak için aile yapımızı bozmaya yönelik çıkarılan hem adaletsiz hem de ahlaksız kanunlar silsilesine bu da eklenmiştir. “Biri Adalet mi dedi” yazımda da bahsettiğim gibi bu ülkenin acilen adalet yasasına ihtiyacı var çağrısını yine yapıyorum. Bizim ülkemizin eğitim sorunlarımızdan, yaşadığımız sağlık sorunlarımızdan, halkın yoğun olarak hissettiği geçim derdimizden, ekonomik tedbirlerden, yaşadığımız devalüasyondan, enflasyondan, aklınıza gelecek her türlü ulusal sorunlardan daha evvel acilen el atılması gereken konumuz adalet olmalıdır.
Bizim ACİLEN ADALETE ihtiyacımız var.
Ama ismi adalet olan saçma kanunlara değil hakkaniyet ile hükmedecek gerçek adalete.
Yazıma burada son verirken, insanların o at gözlüklerini bir an önce çıkartmasını temenni ediyorum. Herkese mantıklı günler diliyorum... YORUMLARINIZ BEKLİYORUM!
Ben Urfa Yazar Gazetesi Köşe Yazarı Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Sınıf öğrencisi Muhammet Reşat Demir haberimi okuduğunuz için sizlere teşekkür eder şükranlarımı sunarım bir sonraki haberimde görüşmek üzere. Sağlıcakla Kalın.