Muhammet Reşat Demir

Muhammet Reşat Demir


CAHİLLER VE SALDIRGANLAR

13 Eylül 2021 - 11:00

Değerli okurlarım bugün sizlere bir zihniyetten bahsedeceğim. Görgüsüz, köksüz, bilgisiz ve cahiller. O cahilliğin verdiği cesaretle de alabildiğine saldırganlar. Sürekli bir hakaret hali var tavırlarında. O hakaretin muhatabı ise, geniş halk kitleleri. Hem kendileri gibi düşünmeyen ve yaşamayanları aşağılayıp saldırıyorlar, hem de "özgürlük" nutukları atıyorlar.
Sayıları az, ama verdikleri rahatsızlık büyük.
Mesela oyuncu Cihat Tamer çıktı, Ferhan Şensoy'un cenaze töreninde "Din bağımlısı hükümetlerden" bahsetti. "70 senedir ülkeyi bunlar yönetiyorlar. Bunlara rağmen tiyatro yapıyoruz" dedi.
1) Dinle, dolayısıyla halkın kahir ekseriyetinin değerleri ile savaştığını ortaya koydu.
2) Dinin sanata karşı olduğunu iddia etti.
Söyledikleri doğru ise, dünyanın her yerinde ve özellikle de batıda bu savaş yüzyıllardır devam ediyor. Mesela ABD'de başkanlar İncil üzerine yemin ediyor. O ülkelerinin çoğunun bayrağında haç var. Bütün batı ülkelerinde kilisenin toplum hayatındaki ağırlığı tartışılmaz. Yani söylediklerine bakılırsa, oralarda da dine rağmen tiyatro yapılıyor!
Tabii ki öyle değil. Batı, tiyatro oyunlarını da sahneliyor, toplumun değerlerini de saygı duyuyor ve muhafaza ediyor.
Ayrıca ne demek din bağımlılığı?
Mustafa Kemal Atatürk, bir cuma namazından sonra dualarla TBMM'yi açtı. Ölümüne kadar da Harp Okullarının yemin törenlerinde okunan metin şu ifadelerle bitiyordu:
"Kuran'ı azimüşşan üzerine yemin ederim. Vallah ve billah."
Atatürk de mi din bağımlısı oldu şimdi?
Durup dururken cehaletten bahsetmedim elbette. Bütün dinler insanların önüne bir hayat tarzı koyar. Kabul ederseniz o kurallara uyar ve hayatınızı ona göre düzenlersiniz. Buna "din bağımlılığı" adı veriliyorsa, evet bağımlılıktır. Bütün dünyada olduğu ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde yazdığı gibi herkes buna saygı duymak zorundadır. Çağdaş olmanın gereği ve evrensel bir kuraldır bu! Demokratik ülkelerdeki toplumlar da sandığa gittiklerinde kendilerini yönetecek insanları buna göre seçerler.
O yüzden, demokrasiye de insan haklarına da saldırı niteliğindedir bu sözler! Sadece Cihat Tamer değil elbette...
Peşinden kaç kişinin gittiği belli olmayan, ama geçmişte anarşi ve terör olayları ile anılan Halkın Kurtuluşu Partisi de savcılığa bir suç duyurusunda bulundu. Neymiş, Yeni Adli Yıl'ın açılış törenine Diyanet İşleri Başkanı da katılmış. Cumhurbaşkanı, Yargıtay Başkanı ve Diyanet İşleri Başkanı birlikte dua etmiş. Bu durum, laiklik ilkesine aykırıymış. Vesaire, vesaire... Tabii ki ortada bir suç yok. Tabii ki bu suç duyurusundan bir şey çıkmaz. Ama bu yaşananlar oldukça önemli bir gerçeği gösterir: Bu ülkede çeşitli bahanelerin ardına sığınan ve dini değerlere alerji duyan bir damar var. Fırsatını bulduklarında işte böyle ortaya çıkıyorlar. Ardından halktan gerekli tepkiyi alıp, yerlerine oturuyorlar. Allah'tan zaman zaman kendilerini hatırlatıyorlar da topluma düşünme ve muhasebe etme imkânı veriyorlar: Bugün bu tavırları sergileyenler, ellerine fırsat geçerse dindar insanlara neler yapmazlar? Düşünmesi bile korkunç değil mi? Bu soruların cevaplarını sizlere bir düşünce payı olarak bırakıp yazıma burada son vermek istiyorum.
Ben Urfa Yazar Gazetesi Köşe Yazarı Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Sınıf öğrencisi Muhammet Reşat Demir haberimi okuduğunuz için sizlere teşekkür eder şükranlarımı sunarım bir sonraki haberimde görüşmek üzere. Sağlıcakla Kalın.