Mehmet Şahin

Mehmet Şahin


Sessiz Ramazan ve Covid- 19 Kaosu

26 Nisan 2020 - 12:19

2019 Aralık ayında Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüsü (covid- 19) çok geçmeden ülkemizi de etkisi altına aldı. Virüs, tüm kurum ve kuruluşları etkisi altına aldığı gibi ramazan ayının sevincini, coşkusunu, heyecanını da etkisi altına aldı. Ülkemizde her sene büyük bir heyecan ve coşkuyla karşıladığımız “11 Ayın Sultanı” Ramazan ayını, bu sene virüsten dolayı buruk bir hoş geldin ile karşıladık. Bu yıl ramazanın o tatlı telaşı, virüsün korku ve endişeli gürültüleri arasında kayboldu. “Nerede o eski ramazanlar” sözü sanki tam bugünler için söylenmiş. Nerede şimdi o teravih namazları, sabah namazının serinliğinde okunan mukabeleler, sıcacık ramazan pidesi kuyrukları, iftar çadırları, evden eve taşınan aşlar nerede..?  Nerede o gür sesli davulcu, nerede o ramazanın birlik ve beraberliği. Şimdi hepsi sessizliğe bürünmüş, işte şimdi ramazanın değerini daha iyi anlamaya başladık. Hani meşhur bir atasözü vardır ya “Bir şeyin değerini kaybedince anlarsın” diye, ne kadar da doğru söylemiş atalarımız. Meğersem ramazan ne büyük bir nimetmiş bizim için de farkına varmamışız. Şimdilerde herkes kendi ramazanını yaşıyor, ailesi ile birlikte olanlar üç beş kişi ile iftar sofrasına otururken yalnız olanlar ya da ailesine yaklaşamayanlar risk grubunda olan sağlıkçılar tek başlarına iftar sofrasına oturuyor. kimi çocuğundan, kimi annesinden, kimi eşinden ayrı bir şekilde sahurunu ve iftarını yapıyor. İşte ne kadar kötü ve acı bir durum.
 
Görülmeyen virüsün bariz yaraları
Geriye dönüp şöyle bir baktığımızda hüzünlü bir “vay be nereden nereye” demekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Gözle görülmeyen bir virüsün hayatımızı nasıl altüst ettiğini, tüm dengeleri bozduğunu Yüzlerce insanı ailesinden, binlerce insanı işinden, milyonlarca öğrenciyi okulundan ayırdığını çok bariz bir şekilde görüyoruz. Hayattaki gerçek gücün para olduğuna inananların ne kadar çok yanıldığını, ekonomik durumu çok iyi olan ülkelerin şuan ne halde olduğuna bakarak çok net bir şekilde görüyoruz. İki günlük sokağa çıkma yasağıyla açgözlü insanların nasıl marketlerde erzakları yağmaladığını hepimiz şahit olduk, oysa günlerce aç kalan insanlar vardı bu hayatta. Ya fırsatçılar, en çok yardımlaşmaya, birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz zamanlarda fiyatları iki katına çıkarıp insanların emeğini çalma peşine düştüler, mal mülk sevdasıyla kendi milletindeki, kendi din kardeşine düşmanın bile yapmadığını, yaptı yani deyim yerindeyse yağmurlu günde susuz bıraktı din kardeşini. Boşuna dememişler “Gerçek dost kötü günde belli olur” diye, evet şimdi kim dost kim düşman görüyoruz. Son zamanlarda risk grubunda bulunan yaşlılarımıza, kültür ve değerlerimizde yer almayan saygısızca davranışlar sergileyen ve bunu sosyal medya platformlarında paylaşarak prim yapmaya çalışan birkaç kendini bilmezler de türedi.
 
 Sayılar
Her gün haberlerde, sosyal medyada sayılar görüyoruz. Bugün kaç kişi iyileşti, kaç kişi öldü, bugünün vaka sayısı ne kadar… vb hep sayılara bakıyoruz. İşte o sayılar bizim korkumuzu ve umudumuzu artırıyor, hayatımızı o sayılara odaklanarak geçiriyoruz. Oysa unuttuğumuz bir şey var onlar sayı değil her biri ayrı bir can, sayıları bir kenara bırakıp insanları konuşmalıyız. Bu kötü günlerin en kısa zamanda geçmesini ve eski ramazanları yaşamaya devam etmeyi dilerim.

 Hayırlı Ramazanlar sağlıcakla kalın…