Mehmet Şahin

Mehmet Şahin


SAĞLIĞIN SOSYOLOJİSİ

29 Ekim 2020 - 23:49

Sağlığın Sosyolojisi
Sağlık/Hastalık denince aklımıza ilk olarak medikal (tıp) kavramları gelmektedir. Genel olarak hepimiz hastalıklarının nedenini biyolojik sebeplere bağlarız. Evet, insan biyolojik bir varlıktır, hastalıklarının nedeni de doğal olarak biyolojik olabilir. Ama! İnsan sadece biyolojik bir varlık değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir varlıktır. Hastalıkların biyolojik sebepleri olduğu gibi sosyal sebepleri de vardır. Biyomedikal modelde hastalıklar tamamen fizyolojik faktörlerin sonuçları gibi düşünülür ve dıştan gelen bir etkinin fizyolojik faaliyetleri aksatması veya bozması olarak değerlendirilir (Baltaş, 2004: 32). Oysa hastalık tıbbi olduğu kadar sosyal ve kültürel yapıların etkileriyle de değerlendirilmelidir. Sağlığı etkileyen en önemli toplumsal yapı faktörleri nüfus (doğum-ölüm oranları ve göç oranları), aile, sosyal sınıf, din, dil, kültür, ekonomidir. Yaşanılan coğrafi bölge, meslek, cinsiyet, etnik köken, medeni durum, işsizlik, yaş, sosyal sınıf ve kültürel yapı (Özen,1993: 81) sağlık ve hastalığı en çok etkileyen sosyal faktörlerdir. (Özen,1994)’a göre bireylerin sosyo-ekonomik durumları, onların sağlık ve hastalık düzeylerini doğrudan etkiler. Özellikle hard capitalist (sert kapitalist) ülkelerde bu durum daha çok hissedilir. Sosyoekonomik durumu düşük olan dezavantajlı gruplar sağlık kurumlarına erişimde ve faydalanmada, sosyoekonomik durumu yüksek olan gruplara göre daha kısıtlıdır. Sosyal sınıflar arasındaki farklılıklar bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmelerini etkilemektedir. Sosyal sınıflar ile bireylerin sağlığı arasında dolaysız bir ilişki vardır. Bireylerin sağlık sistemlerinden yararlanma hakları, içinde yaşadıkları sınıfsal konumla yakından ilgilidir (Aytaç, Kurtdaş, 2015). Yapılan araştırmalara baktığımızda (Browne, 2014:492) neredeyse her tür hastalık ve rahatsızlık, sosyal sınıfla bağlantılıdır. Örneğin yoksulluk hastalığın ana belirtgeni durumundadır ve yoksullar zengin kesime oranla daha sık hastalanmakta ve hastalık dönemleri daha uzun sürmektedir. Dahası, yoksul kesimin hayatta kalma süresi zenginlere göre daha azdır. En genç yaşta ölenler, refah devleti yardımlarıyla geçinenler ve düşük ücretlilerdir. Bu sosyal kategorideki insanlar sağlıksız koşullarda çalışmakta, kötü barınaklarda yaşamakta ve ucuz, sağlıksız gıdalarla beslenmektedirler. 
Sağlık ve hastalığa tek boyutlu (sadece biyolojik olarak) değil çok boyutlu bir bakış açısı ile yaklaşıp, hastalıkların sadece tespit edilip tedavi edilmesi değil aynı zamanda hastalıların sosyal nedenlerini irdeleyip hastalıktan önce müdahale edilmesi gerekmektedir.   (Cirhinlioğlu, 2001)’ a göre “Sağlık süreci hastane ve hastane öncesi/sonrası dönem olarak düşünüldüğünde hastane dönemi tıp alanına denk düşerken, hastane öncesi/sonrası dönem sosyoloji ve diğer sosyal bilimlere denk düşmektedir. O halde sağlık sorunlarının belirlenmesi ve çözümünde medikal yaklaşım kadar sosyolojik yaklaşımlara da ihtiyaç duyulmaktadır.” Bu da sağlık ve hastalığa çok boyutlu bir bakış açısı ile bakmak demektir.  
     
   Sağlık ve ekonomi birbiriyle ilişkilidir sağlıklı ekonomiler için sağlıklı toplumlar sağlıklı toplumlar için de sağlıklı ekonomiler gereklidir (Dökmedemir, Güneş, 2020).  Sağlıklı bir toplum inşa edebilmek için sağlıkta sosyal devlet anlayışı benimsenmeli ve yoksulluğu en az seviyeye indirgemek gerekir. 

Sağlıklı bir toplum dileğiyle.. 
Sağlıcakla Kalın….

 

 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum