Emir Ali Aslan

Emir Ali Aslan


Bir Ortadoğu Hikayesi...

18 Mayıs 2020 - 07:32 - Güncelleme: 20 Mayıs 2020 - 23:39

Eyyyy Dicle !!!
dedi kara gözlü Fırat;
duydun mu ? Vurmuşlar Şahrud'u.
Hem de göğünden, gün batımından, Seyduna'yı izlediği o dakikalık mahşerinden..
Ne acıdır kaybetmek yol arkadaşını.
Düşünüyorum da bir gün kaybedersem ben seni
hani kesseler yolunu
hani kader bu ya kurusa suları Hazar'ın ve lal kesilse Elazığ...
Hani vardığımda Şattülarap'a, göremesem seni orada...
Ne büyük değil mi senaryoları kıyametimin ?
Hani diyorum öpemesem en deli sevmelerini Basra'da 
ve susuz kalsa asma bahçeleri Babil'in...
Fırlasa Selahaddin yatağından ve kınına atsa elini,
kesmese kılıcı susuzluğa talim kaderini. 
En büyük isyanını çorağa vuran toprağının göğünde dökse.
Düşünsene diğer yarım, şivem elvermiyor anlatmaya bu sancıyı. 
Kelimelerim bir araya gelince bile oluşturamıyor cümleleri..
Ben kaybedersem ölür coğrafyam, ölür Akif, ölür çocuklar...
Sen kaybedersen ölür Mem, ölür Mecnun ve diz çöker Ferhat dağlara...
Sen sus
sen bakma
sen ak deli deli yatağında 
ve yolunu yolumdan ayırmasın hiçbir zaman, savaşlardan aman bulamayan Mezopotamya toprakları...

YORUMLAR

  • 0 Yorum