Berrin Çoban

Berrin Çoban


COVİD-19 VE TABAKALAŞMA

26 Nisan 2020 - 16:14

Bugün salgın süreciyle birlikte; varlığını sürdürmeye devam eden tabakalaşma düzeni ile ilgili bir yazı yazmak istedim.  
Dünya ülkeleri olarak küresel bir salgın karşısında büyük çaplı bir mücadele vermekteyiz. Bu salgın; ilkin Çin’in wuhan eyaletinde ortaya çıkmış, kısa sürede çoğu ülkeyi etkisi altına almıştı. Salgın; yayıldığı her ülkenin; aile, ekonomi, eğitim, sağlık, vb. kurumlarını etkilemiş, bu kurumların işleyişinde değişiklikler doğurmuştur. Bu küresel salgın karşısında bireylerin zihninde ‘virüs sonrası yeni dünya düzeni nasıl olur?, virüs sonrası toplumun sosyalleşme biçimlerinde neler değişir?’ gibi bir takım sorular oluşmuştur. Bu küresel salgın karşısında her toplum kendi sistemine bağlı olarak bir takım önlemler almıştır. Alınan bu önlemler arasında benzer önlemler ise;  toplu alanların yasaklanması  ve bireylerin evlerinde kendilerini sosyal ortamdan soyutlaması olmuştur. Peki sizce alınan bu önlemlere kimler uyabilir? Ya da alınan önlemlerin çok önemli olduğu bilincinde olmasına rağmen kimler uymayabilir? Biraz beyin fıtınası yaptıktan sonra cevabı çok basit bir şekilde bulabiliyorum. Oldukça güzel bir dekorasyonu olan evinde, işini online bir biçimde yürütebilen, ya da hiç işe gitmese bile ekonomik anlamda büyük çaplı bir sıkıntıya düşmeyecek bir birey, elbette ki sosyal ortamdan kendini kolayca soyutlayabilir, evinde kaliteli zaman geçirebilir. Buna karşın; gündelik/yevmiyeli bir işte çalışan, bir işletmede/fabrikada işçi olarak geçimini sağlayan ya da gününü atık toplamak ile geçiren bir birey ne yazık ki virüs kapma riski karşısında sosyal ortamdan soyutlanamaz. Çünkü bu süreçte onun iki büyük korkusu vardır.’Virüs ve açlık’. Tabi bir de geçindirmesi gereken bir ailesi varsa  büyük bir ihtimal açlık korkusu ile virüsü kapma riskini göze alabilir. Gördüğüm kadarıyla her dönemde varlığını sürdüren tabakalaşma düzeni bu dönemde de etkin bir biçimde varlığını gösterdi. Buna bağlı olarak bence toplumda iki sınıf oluştu . ‘evde kalanlar ve evde kalamayanlar’ Aslında bunu basit bir tasvirle somutlaştırabilirim. Bir araba düşünün; ön ve arka kısımları var. Ön kısmının üstü kapalı, sıcak bir ortamı var. Arka kısmın ise üstü açık ve biraz soğuk. Bu sırada yağmur yağmaya başlıyor. Sizce bu yağmurda en çok kim ıslanır? Cevap basit aslında. Arka kısımda bulunanlar  ıslanır. Çünkü arka kısmın üstü açıktır. Yağmur onları ıslatmaya başlar ve yağmurdan etkilenirler. Buna karşın ön taraf ıslanmaz çünkü bulunduğu kısmın üstü kapalıdır. Sadece yağmuru sıcak ortamında izler. Yağmurdan çok etkilenmez. Bu tasvir sizce de bu süreci anlatmıyor mu? Bu şekilde bir tabakalaşma düzeni  ve yeni sınıflar oluştu bana göre. Bu tabakalaşma düzenini belki ortadan kaldıramayız ama etkilerini değiştirebileceğimize inanıyorum. örneğin yiyecek depolarken ya da ihtiyacımızdan fazla gıda alırken; ihtiyacı olabileceğini düşündüğümüz bir komşumuza büyük bir kibarlıkla gıda, yemek,vs.  ikram edebiliriz. Ramazan ayına girdik. Bizim için bol dayanışmalılı ve gerçek anlamda görebileceğimiz bir süreç geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.Bu noktada  ‘Komşusu  aç iken; tok yatan bizden değildir’ diyen bir peygamberin ümmeti olduğumuzu hatırlatmak isterim. Birbirimizi gerçek anlamda gördüğümüz ve sevdiğimiz bir süreç  olması dileği ile…Sevgiyle kalın...

YORUMLAR

  • 0 Yorum