İnsanlığın öncesini sorgulayan bir 'otopsi' kitabı: İnsanın Sonu mu?

Cengiz Taşcı'nın "İnsanın Sonu mu? Göbeklitepe’den Yapay Zekaya Din,Bilim,Teknoloji" adlı eseri insanlığın geleceğine ışık tutuyor.

İnsanlığın öncesini sorgulayan bir 'otopsi' kitabı: İnsanın Sonu mu?
05 Ağustos 2020 - 15:32
Reklam

Doruk Yayyınları tarafından basılan "İnsanın Sonu mu? Göbeklitepe’den Yapay Zekaya Din,Bilim,Teknoloji" adlı kitap raflardaki yerini aldı.

Yazar Cengiz Taşçı, kitabın önsözünde "Bu kitapta okuyacağınız hiçbir şey sizi şaşırtmayacak. Bugünlerde sadece bilimsel toplantıların değil, filmlerin, romanların, magazin programlarının, popüler bilim dergilerinin en güncel konularından birini tartışacağız. İnsanın geleceğini. Bunun için insanın aklına gireceğiz. Aklın işleyişini irdeleyeceğiz. İnsan ruhunun anatomisini, fizyolojisini ve fizyopatolojisini gözden geçireceğiz. İnsan bilincini şekillendiren pek çok şeyi, küçük biyopsiler yaparak mercek altına alacağız. İçgüdü, duygu, düşünce,
inanç, din, ideoloji, ahlak, adalet, sanat, siyaset, ekonomi, matematik, dil... tüm bunların zihnimizdeki izdüşümlerini takip edeceğiz. Bilincin fiziksel, biyolojik ve evrimsel kökenlerini, evrenin bütünü içindeki yerini ve anlamını sorgulayacağız. İnsanlığı “olmak ya da olmamak” ikilemiyle karşı karşıya bırakan teknolojinin zihinde nasıl doğup büyüyüp geliştiğini, bu gelişmelerin tarihi nasıl etkilediğini saptayacak ve yapay zekanın kendisini yaratan insanı neden tehdit ettiğini anlamaya çalışacağız. Bütün yönleriyle insanı ve mümkün olduğunca da toplumu masaya yatıracağız. Ancak bu kitap 100 yıl ya da 1000 yıl
sonra ne olacak türünden, sonrasını irdeleyen “gelecekçi (fütürist)” bir anlayışla değil, daha çok öncesini sorgulayan bir “otopsi” anlayışıyla yazılmıştır. " diyor.
 

Kitap Özeti

“Bu hayatta…” diye başlayan ve hepimizin hayal gücünü tetikleyen cümlelerin insanı derin uykulardan uyandıran bir yanı var. Elmadan bir ısırık aldığında birden rüyadan uyanarak, titreyen çıplak bedenini fark eden Adem’in kendi bedenine, kendi zamanına, kısaca kendi yaşamı denilen hayat kurgusuna hapsolduğunu ürküntüyle fark ettiği ölümlülük hissinin bir benzeri bu. Rüyadakine göre daha kırılgan, daha sınırlayıcı ve üstelik geçici bir hayatta olduğumuzu derinden kavradığımız bir uyanma hali. Elbette yaşama dair soruların hedefindeki bu ürpertici fark ediş, hayatın sınırlarını kavramakla doğrudan ilgilidir. Sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor? Yaşamın başı ve sonrası ne? İlk insandan beri zihinleri meşgul eden ve çaresizliğimizi ele veren sorular… Aklımız ermeye başladığı andan itibaren gönüllü olduğumuz ve her şeye rağmen bir elma tadında kolayca içine daldığımız hayatın sınırlarının nerede bittiğini ve sınırların ötesinde ne olduğunu merak ediyoruz. Peki ama yaşamın ne olduğundan, nereye gittiğinden emin miyiz? Gelecekte insanın neye benzeyeceğinden?
Kitapta yazar,insanlığın geçmişi ile geleceğini birlikte düşünme fırsatları yaratıyor.


YORUMLAR

  • 0 Yorum