TÜRKİYE’DE TARIMSAL ÖĞRETİM VE SORUNLARI

Bir ülkenin tarımsal kalkınmasında ve güvenilir bir şekilde beslenmesinde tarımsal eğitim-öğretimin yeri oldukça önemlidir.

TÜRKİYE’DE TARIMSAL ÖĞRETİM VE SORUNLARI

    Nüfusumuzun %46'sının geçimini tarımdan sağladığı, tarımın toplam istihdam içerisindeki payının %43 ve gayri safi milli hasıla içerisindeki payının %20 dolaylarında olduğu dikkate alınacak olursa, tarımın ülkemizde halen daha önemini koruduğu bir gerçektir. Tarımsal gelişmenin temeli ise kuşkusuz tarımsal öğretimdir.

     Türkiye'de tarımsal öğretim, 10 Ocak 1846 yılında İstanbul Ayamama Çiftliğinde Ziraat Mektebi'nin açılması ile başlamıştır. Fakülte seviyesinde tarımsal öğretimin başladığı yıllarda, bitkisel ve hayvansal üretim ile tarımsal teknoloji ve tarım ekonomisi konularında genel bilgi sistemine dayalı 4 yıllık bir eğitim programı uygulanmakta ve mezunlarına Ziraat Yüksek Mühendisi unvanı verilmekteydi. 1953-54 öğretim yılından itibaren branşlaşma başlamış ve bu uygulama günümüze kadar değişerek gelmiştir. Birkaç branş ile başlayan bölünmeler bugün sayıları 10'u geçen alt bölümlerin doğmasına yol açmıştır.  Bugün için, Ziraat Fakültelerinin bir çoğun da 11 farklı bölümle; Bahçe Bitkileri, Bitki Koruma, Gıda Mühendisliği, Peyzaj Mimarlığı, Su Ürünleri, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Tarım Ekonomisi, Tarım Makinaları, Tarla Bitkileri, Toprak ve Zootekni, Öğretim sürdürülmektedir. Mevcut sayıları 23 olan ziraat fakültelerinde 20 bine yakın öğrenci öğrenim görmektedir

      Tarımsal öğretimde en temel sorun, şüphesiz kaliteli elemanlar yetiştirememekten kaynaklanmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri fakülte ve alınan öğrenci sayılarındaki aşırı artışlar. Özellikle, 1980’li yıllardan sonra ziraat fakülteleri plansız bir biçimde açılmış ve öğrenci kontenjanları kapasitenin çok üzerinde artırılmıştır. Bunlara karşın, öğretim elemanları aynı oranda artmamı bunun doğal sonucu olarak eğitim kalitesi olmuşuz yönde etkilenmiştir. Diğer yandan, ziraat fakültelerinden mezun olan ihtiyaç fazlası ziraat mühendisleri işsizlik problemi ile karşı karşıya kalmalarıdır. Bu durum, birçok Ziraat Mühendisinin eğitim-öğretim alanlarıyla doğrudan ilgili olmayan iş saha alanlarına kaymalarına yol açmıştır. Ziraat fakültelerinde lisans seviyesinde branşlaşma, bazı bölümlerden mezun olan ziraat mühendislerinin ilgili diğer meslek grubundaki fakülte mezunları ile rekabetini de hızlandırmıştır. Zootekni ve Su Ürünleri bölümlerinden mezun olanlar veteriner hekimler, Tarım Ekonomisi bölümünden mezun olanlar iktisatçılar, Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun olanlar çevre ve orman mühendisleri, Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümünden mezun olanlar inşaat mühendisleri, Tarım Makinaları bölümünden mezun olanlar makine mühendisleri ve Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olanlar ise gıda ve kimya mühendisleri ile rekabet etmek zorunda kalmışlardır.

NELER YAPILABİLİR?

  1. Ülkemizin ziraat mühendisi ihtiyacı ve bölgesel özellikleri dikkate alınarak, ziraat fakültelerinin sayıları ve dağılımları gerçekçi bir biçimde belirlenmelidir.
  2. Ziraat fakültelerindeki bölüm sayısı, bölgenin özellikleri ve tarımsal yapısına uygun olarak tespit edilmelidir.
  3. Fakültelerin öğretim üyesi sayısı ve fiziksel kapasiteleri göz önünde tutularak kontenjanları belirlenmeli ve öğrenci kabul sayıları sınırlandırılmalıdır.
  4. Tarımsal öğretimde, mesleki ve uygulamalı derslere ağırlık verilmeli, bilgisayar kullanımı ve yabancı dil Öğrenimi özendirilmeli, derslere devam zorunlu tutulmalı, ders geçme notu yükseltilerek bütünleme sınavları kaldırılmalı ve staj olanakları geliştirilmelidir.
  5. Öğrenciler bölüm tercihi ile fakültelere alınmamalıdır.
  6. Branşlaşma sadece yüksek lisans seviyesinde olmalıdır.
  7. Bazı ziraat fakültelerinde (Özellikle yeni kurulan fakültelerde) uygulanan gece eğitimine en kısa zamanda son verilmelidir.
  8. Tarımsal öğretimdeki başarı araştırma ve yayım hizmetlerinin tarımın kalkınmasında kullanılabilme derecesi ile orantılı olduğundan, tarımsal yayım hizmetlerinde özel kuruluşların ve çiftçilerin tarımsal yayım faaliyetlerine aktif olarak katılımları ve sorumluluk almaları sağlanmalıdır.

      Sonuç olarak, ülkemizde gerek ziraat fakültesi ve gerekse bölüm sayısı, dolayısıyla da alınan öğrenci ve boşta gezer ziraat mühendisi sayısı giderek artmaktadır. Tüm bu dalgalanmalar artık durulmalı ve tarımsal öğretim programımıza bir stabilite kazandırılmalıdır.

 

KAYNAK

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/34486